14 Ocak 2017 Cumartesi

Gülmek bedenin ve ruhun direnme refleksiymiş....

Şimdi öğrendim ;Ve gülmek için, ne çok sebep ve olaylarımız var.
Gülmeden geçemedim...
Üstelik fırfırlı elbisemi giyip,üzerine kelebekler dikmeye de karar verdim...!


 ( Görsellerin bazıları netten alınmıştır emeği geçenlere teşekkür ederim. )                      

Nedir bu atalım üstümüzden bu acı-biber korkusunu,
Biz acılardan beslenmeye devam ederken;
Atı alan Üsküdarı geçmek üzere,

Acı evet inkar edilemez durumda,analar özellikle sizler beni ayıplamayın,en çok sizlere kıyamam...!

Ama yavrularımızın gülmesi için öncelikle bizler inadına gülmek ve bu enerjiyle birliklte yol almak ,içimiz kanarken,bedenen yaşamak zorunda değil miyiz hepimiz....

EEEE o zaman böyle acıların içinde kıvranmaya devam ederken,kime faydamız dokunacak,ağlak ağlak dolaşarak.
Üreteceğiz,çalışacağız,sorumluluklarımızın bilinciyle,şikayet ettiğimiz neyse ucundan önce biz değişip,tutunmağa çalşacağız...


Ne bu ?
sinir,hırs,kıskançlık,dedikodu,çekememezlik,sofra çekimleri,marka-eşya-araba-tatil tutkuları,kilo kayıpları üzerinden hava atıp,karşı kilolarıyla insanları ezme durumları,
Ne Ne Ne nereye kadar ?



Histeri gülüş krizleri için mi bütün bunlar PES dedirtecek cinsten,özel-mahrem-modern takılıp,geneleksel çıkarları depolayıp,maskelerin altında mutsuzluklarınla yalnız olan ,aynaya baktığında ve gece başını yastığına koyduğunda en derin şevişmelerin hazzının sonunda bile,yine yalnızsın, sen...!


Hani deriz ya İNSANIZ sonunda;
 Bu yazdıklarım hepimiz için geçerli ne yazık...
Offfff ben çok sıkıldım arkadaş ağlak ağlak dolaşmaktan,



Şikayet edip,pislikten,kapısının önüne vaktinden önce çöpü koyan,köpeğime bir pislik gibi bakışlarından...Ben onunla çebelleşmeden gülüp geçiyorum arkadaş...Yanından geçerken birde şarkı tuturunca detone sesimle ama derinden 



,ohhhhh....
Canıma değsin yaşamak en azından bugün ,bu saat,bu an yaşıyorum,
yaşamın içine edenlere rağmen,gülebiliyorum arkadaş...


Çünkü ben  silahlardan hoşlanmıyorum,zorla bana hoşlanmam gerektiğini dayatamaz.
Öfkeden-kinden -acıdan kendini ve beni beslemeye çalışarak,gülmeyi ,
Allahın bana verdiği bu güzel bedeni ve içindeki ruhumun direnme refleksi ,miş ? 


Onu da bugün öğrendim ha işte bu GÜLMEKDEN kimse beni alıkoyamaz ;


G ü l ü m s e y i n ..... L Ü T F E N ....?

12 Ocak 2017 Perşembe

KIŞBAHAR GELMİŞ..!



Sabah : Saat Sekiz de,zor kalksamda yataktan,
Köpişimin dışarı çıkması gerekliliği kaçınılmaz bir sorumlululuk,
giyinip çıkana ve bu saata kadar bize gösterdiği sabır ve sadakata saygı duymamak elde değil.


Güneşin doğuşunu izlemeyi seven,Köpişimin,sayesinde yakaladım güzel manzarayı ..

KIŞBAHAR gelmiş.HOŞGELMİŞ.....




30 Yıl böyle sabahları işe gitmiş birisi olarak, 
yataktan kalkana kadardır ben de ki, perişanlık,

erken kalkmak,
Günü dolu dolu yaşamak,dışarıdaki hayata karışıp,kurda,kuşa,kuzuya selam vermek...Gerekir...



Günaydın demek için, herkese...


Gülümsedik, selam verdik karşılıklı,



Bir daha göremeyeceği bu güzel günü,ne yazık  ki bazıları göremedi...


Selamımıza cevap vermedi,görmemezlikten geldi ...
Trafik -soğuk ve kötü olaylar vardı elbet...

Ben değil ama onlar çok şey kaybetti....




Çok kızgın olabilirsin,otobüsü kaçırdığın,bir üsse hesap vermenin sıkıntısı içinde...



İçten ve masumane,

zorlayıp gülmeye çalışmak, 

çok yakışır,çok da iyi gelir herkese...

Bugün  bana selam vermeyen kimse,bir bile bilse ?


Kurt-kuzu-kuş dedim ya.
Bazıları Kurt sa Kurt olsun,

Biz kuzulara,kuşlara her zaman selam verir,


Yolumuza devam eder,




Gelecek güzel  canlıları her zaman bekleriz...


Niyeti temiz olsun yeter ki


Yoksa da,şairin dediği ," Bir ağaç gibi, tek ve hür, 
                                       Bir  orman gibi kardeşcesine.."


Bu arada gölgemin bu kadar güzel olduğunu ilk defa gördüm...


Kendisinden bile korkan bu kadar canlı varken.
Gölgemin bu kadar özgür ve güzel olduğuna,

Ben bile inanamadım...
Egomun bu kadar tavan yaptığına....
KIŞBAHAR da üşümediğime,
Kendimden korkmadığıma,fikirlerimden vazgeçmediğime,çok sevindim....








7 Ocak 2017 Cumartesi

KAR BEYAZDIR UMUT KAPIMIZDA SANIRIM...!



Kar yağarken beyazı içime sindirerek,temizledim,
 en küçücük lekeyi de sildim içimden...


Açtım kapımı,sonuna kadar,köşede,bucakda hiç kir-toz bırakmadım,
 Yine de kimselere anlatamadım,                                                                   
UMUT,kapının eşiğinde,                                                                                  
İçeri kirmek için,sadece ayakkabıları çıkarsan yeter.                              
Yoksa sen ve bedenin neysen,                      
 odur seninle içeri giren...          



Niye görmez ki insan üstünün başının,bu kadar kirli olduğunu,
Ve, hatta kalbinin bile koktuğunu,
Kimse söylemez ki ,
görünen köye,klavuza ne gerek...

3 Ocak 2017 Salı

HER ŞEYE RAĞMEN KENDİME yine HEDİYE YAPTIM..!


Her yeni yıl kendime hediye yaparım, ...
Yine yaptım...
Kötülüklere rağmen,bana layık,zerafeti,inceliği,terapiyi ben yine,bana yaptım...


Önce işledim nakış nakış kimselere hesap vermeden...


Bu güzellikleri hayal ederken,



Yoğurt kabında olsada bu yeşeren umuttan,esinlendimde,kırmızı kumaş bulamadım.



Yepyeni esnek kumaşdan çamaşırsuyu lekesi olan eşofmandan medet umdum hemen ben...


Kesip biçerken


Yoğurt kabının içindeki çiceğimi giydirirken engel tanımadım...



Süsleyip-pullayıp çam ağacımı asarken özğürlüğümden,


Sırf kutusunu beğenip aldığım,kullanmadığım zeytinyağı markasından bile,


Yararlandım...


oooofff ...ki ne of...geçen yıldan kalma süslü kurdelamda var dı.


çıkıp almama gerek kalmadı.


işlemeye devam ettim..Çocukluğumun yiyemediğide olsa ecnebi şekerlemesini
 yediğim daha güzeli, baston çikolatalara benzetip hayal edip,tadı damağımdayken,


Hadi bir tane daha ye... İşle, işle,işle ye, kimene ki kilolarımdan ve bunları işlerken duydugum mutluluktan..!


Çuk çuk çuk ikiz şekerleme örneklerde kalmasın orda işle onlarıda,
ha o kurdela manyak takıntımıda tatmin ettim ya oh olsun,canıma değsin....!
İşledim...İşledim...İşledim bir heyacan...


Çarşıya çıkıp alsaydım üzerine güzel mumlardan ,alamadım anneanne yüzünden,
evde ki mumları koyup yakıverdik şimdilik...
Ne keyif ... ne keyif...
Engel mi sarkıda dediği gibi Mesafeler...
M U T LU L U K....

Her an her yerinizde saklı...Bulduğunuzda Ş O B E E E E

demek hakkı, size mahsus...

2 Ocak 2017 Pazartesi

YENİ YIL HEDİYEM,




Yeni Yıl hediyem bir değiş tokuş ve emanetten ibaret.

    Ben 4 yaşındayken ;

"---Kardeşim ve annem ne zaman hastaneden gelecek ?

    Diye sorduğumu,

Fötr şapkası,pardesüsü ve yağmurlu o günün yorgun gürünen,babamı hatırlıyorum...

--- Getireceğim kızım,.." dediği hediyemizi...

Emanet hediyeler böyledir,
değerlidirler koruyup,koklayıp ama kendine saklayamaz,
onu başka sevdiklerinle,
onun sevecekleri ile paylasacaksın...


Görüğünüz,
bu ( şahaser fincan )
bu kadar değerli,sağlam
anıları içinde,saklayabilir miydi ?

Annelerin,kadınların dayanışması olmasaydı eğer....


Öyle bir kardeş ki elleriyle dokunduğunda,porselende de çicek yetiştirebilen,


Yetiştirdiği o değerli çiceği,
hatırası onun için çok önemli olan,
tek kalmış fincanı; 

ablasını en zor durumdayken tek ,bırakmayan ,
o değerli emanet annelerinin bakımında da bu çiceklere baktığı gibi,
bakabilecek güce sahip olan...


Güzellikler bana hediye geldiler işte...!


kaktüs çiceğinin,acıtmayan dikenlerinde,bırakıp geçmişi,


becerikli ellerinde yaptığı,saksımın süsünü de unutmadan.
o efsunlu çicek severliği ile bir el attı benim güzel çiceklerimede...


Eeee bu kadar değer bilen ellere,teslim ederken en önemli emaneti,


Bir annenin yüzünde ki memnuniyeti ,
Küçük güzel, kızına olan ayrı bir düşkünlüğü,görün istedim.


Omuzunda gülüp-ağladığınız biri varsa eğer,
hayat her şekilde bağışlamaya-vermeye-sevmeye değer....